Eğer maymunda geldiysek maymunda konuşma yok bu nasıl olur diye soruyorlar. Şu anda olamaz. Evrim bir süreçtir ve dünyada bu sürecin en önünde olduğu iddia edilen canlı insandır. Neden iki cümle kurup konuştuğu için mi? Oysa yaşamak hayatta kalma mücadelesidir. Bu insan içinde diğer canlılar içinde geçerlidir.
En küçük ve basit, beyin yapısı bizle kıyaslanırsa neredeyse beyni yok sayılabilecek hayvanlarda bile insanoğlunun yıllar süren araştırmalarından sonra makinelerle gerçekleştirebileceği özellikler bulunur. Meseleyi basite indirgemeyin. Nasıl insanda konuşabilme özelliği bizlere ayrıcalık gibi geliyor ise yarasalarda bizim ancak radarlarla, gprs lerle gerçekleştirebileceğimiz yön bulma duygusu kendi vücutlarında mevcuttur. Ama bu özellik yarasaları ayrıcalıklı kılmaz. Dünyada ki bütün canlılar hayat şartları karşısında kendi vücutlarında meydana getirdikleri çeşitli özellikleri sayesinde ayrıcalıklıdır.
Maymunlar geçirdikleri süreçte basitte olsa alet kullanırlar. Silah olarak taş ve sopa atarlar. Fındık kırmak için taş kullanırlar. Bunlardan şempanzelerde alet kullanmakta oldukça başarılıdır. Kopardıkları ince dal parçalarını yapraklarından temizledikten sonra, termit yuvalarına sokup çıkarmak suretiyle, üzerlerine tırmanmış olan beyaz karıncaları yerler. Arı kovanlarına da çubuk batırarak bal çekerler. Daha büyük değneklerle karınca yuvalarını dağıtırlar. Yuvalarını işgal eden böcekleri, ağaç dallarıyla kovalarlar. Ağızlarında çiğnedikleri yapraklarla ağaç deliklerini kapatarak içecek su birikmesini beklerler. Bağırsak parazitlerine karşı ona iyi gelecek bir bitkiyi keşfetmiş olup onu kullanırlar.
Nasıl yazı insanlıkla beraber başlamadıysa, konuşmada başlamamıştır. Hepsi bir süreçtir. Her canlı bu süreçte farklı teknikler geliştirmişlerdir.
Evrimin bir süreç olduğuna çoğumuz inanmayız. Bu sürece inanmamamızın nedenlerinden biri de, beyinlerimizin evrimsel değişime özgü zaman ölçeğinden tümüyle farklı zaman ölçeklerinde geçen olaylarla uğraşmak üzere yapılanmış olmasıdır. Saniyeler, dakikalar, yıllar ya da en fazla on yıllar alan süreçleri anlamak üzere donanmışız. Oysa Darwincilik, tamamlanması yüz binlerce, milyarlarca yıl sürecek kadar yavaş gerçekleşen birikim süreçlerine ilişkin bir kuramdır. Neyin olası olduğuna ilişkin tüm yargılarımız bu ölçekte müthiş yanlış çıkıveriyor.
Eminim çoğunuz şunu dşyecektir. Getirin 1.000.000.000.000 maymunun önüne daktilo hepsi rast gele tuşlara bassın bakalım 1.000.000.000.000 da kaç tanesinin yazdıklarından anlamlı şeyler çıkacaktır. Bu şekilde elbette çıkmaz. Ama evrim bir deneme yanılma yöntemidir. Belirli fizik + kimya kurallarında belirli sonuçlar ortaya çıkar. Unutmayalım birde genler meselesi var. Ve genlerin bir hafızası var. Ortaya çıkabilecek olasılıklar zaten fizik ve kimya kuralları doğrultusunda olacaktır. Bunlardan milyonda biri rastgele bulununca o bulunan o şartlara göre sabit kalır. Artık yazılacak kitaptaki milyonda bir harf doğru yerdedir. Çok ama çok basite indirgeyerek örnek vereyim. Çıkması gereken yazı OLMAK YADA OLMAMAK İŞTE BÜTÜN MESELE BU olsun. Bunun kalıpları zaten doğada mevcut. Uyup uymadığıda denenebiliyor. İlk denemede maymunun bir tanesi 3. harf olarak M harfini tutturuyor. İşte o M harfi sabit kalacaktır. Bir sonraki deneme 3. harf M sabit olarak devam edecektir. Sonra ki denemelerde bulunan bir yada iki yada daha fazlası uygun koşullara uyum sağlıyorsa sabit kaldıktan sonra bir zaman sonra beklenen sonuç yani OLMAK YADA OLMAMAK İŞTE BÜTÜN MESELE BU yazısı ortaya çıkacaktır.
Daha anlaşılabilir bir örnek vereceğim. Çakıllı sahili olan bir deniz kenarına bir Allah inancı tam olan birde bilime inanan 2 kişi gitsin. İkisininde orada göreceği sonuç aynıdır. Çakıllar denize yakın olan yerde büyük orta mesafelerde orta büyüklükte denize en uzak noktalarda ise küçük olarak sıralanmışlardır. İnancı tam olan kimse şu Allah ın hikmetine bakın nasıl da bir düzen kurmuş diye yorumlarken diğeri ise fizik kanunlarına göre normal bir görüntü olduğunu belirterek gelen dalganın kuvveti ile küçük olan taşlar denizden uzağa taşınırken büyük olanlar deniz kenarında kalmış diyecektir.
NOT: En başta karıncalardan bahsettim. Karıncaların mantar yetiştirdiğini ve sütünden(bir nevi tatlı sıvı) yararlanmak için tırtıl yetiştirdiğini bilen var mı? Yada amazonlar da yaşayan kendini kuş boku görünümü ne sokmuş bir çeşit tırtıldan. Bilirsiniz ki doğada tercih edilmeyen besinlerin başında bok yani dışkı gelir.
Kutup ayıları kutuplarda beyaz iken kutuplardan uzak ayıların rengi boz yada kahve rengidir. Bunu Allah yaratırken mi belirlemiştir sizce? Yoksa doğada yanılma deneme ile mi ortaya çıkmıştır?
Neden insanların erkeğinde memeler vardır. Şüphesiz kutsal kaynaklarda Adem Havvadan önce yaratılmıştır…Buna rağmen neden? O zaman erkeklerde meme olması olgusu travestiliğide olağan kılar. Madem erkeklerde memeyi Tanrı yarattıysa travestilere verilen tepki yanlıştır. Hormonal bozukluklardan dolayı kendisini kadın gibi gören bir erkeğe yardımcı olmak amacıyla konmuştur. Tanrı her şeyi bir sebepten ötürü yarattığına göre din tarafından izah edilemeyen erkeklerde ki meme konusuna böylece cevap verilmiş olmaz mı? (Bu meseleye Aristo mantığıyla bir yaklaşımdır, mantıksal bir önermedir, bilimsel olmadıkça değeri yoktur.) Ama evrim erkeklerdeki meme konusunda bilimsel olarak mantıklı bir cevap verir.
Allah kusursuz bir şekilde insanı yarattıysa neden sünnet oluyoruz?
OLMAK YADA OLMAMAK İŞTE BÜTÜN MESELE BU
“Yerin bitirdiklerinden, (insanların) kendi nefislerinden ve daha bilemeyecekleri nice şeylerden, bütün çiftleri yaratan Allah münezzehtir. (O’nun şânı ne kadar yücedir.)” (Yâsin Sûresi, 36)
Ey insanlar, gerçekten, Biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışmanız için sizi halklar ve kabileler (şeklinde) kıldık. Şüphesiz, Allah Katında sizin en üstün (kerim) olanınız, (ırk ya da soyca değil) takvaca en ileride olanınızdır. Şüphesiz Allah, bilendir, haber alandır. ( 49 Hucurat Suresi, 13)
HERMAPHRODITISM [erdişilik, hermafroditizm] Bireyde aynı anda yumurtalık ve erbezinin bulunması ve hem erkek hem de dişi gameti oluşturabilme yeteneğidir. Cinsiyet bezlerinin aynı anda çalışması gerekmemektedir. İşlevsel erdişilik Cyprinodontidae, Sparidae ve Serranidae ailesi fertlerinde görülmektedir (® protogyre-tezdişilik ve ® proterandry-tezerlik). Cyprinodontidae ailesinden Rivulus marmoratus alışlagelmişin dışına çıkmakta ve önce yumurta üretmekte ve sonra döllemektedir (kendisini dölleyen erdişilik). Erdişilik balıkların dışında birçok hayvan grubunda da görülür. Örnek; Yassısolucanlar, halkalısolucanlar ve kabuklular’dan Cirripedia.
Her canlı çift değildir. Bakteriler, virüsler bölünerek çoğalırlar. Eşeysiz üreme diye bir kavram vardır.
Dünyada sadece her 20 bin doğumdan biri çift cinsiyetli olarak gerçekleşiyor.(Hermoafrodit)
Sakarya’da çift cinsiyetli olduğu için camiden kovulan genç isyan etti. Sakarya’da çift cinsiyetli olduğu için yıllardır toplumdan dışlanan 27 yaşındaki B. C., namaz kılmak için gittiği camiden de kovulduğunu öne sürdü. Dinine bağlı bir insan olduğunu söyleyen C., kendisinin travestilerle bir tutulmasına isyan ederek, “Ben doğuştan çift cinsiyetliyim. Diyanet İşleri’nden benim gibilerin hacca nasıl gideceği ve kadın mı yoksa erkek olarak mı namaz kılacakları hakkında fetva vermesini istiyorum” dedi.
Dünyada her yıl 500 binden fazla anne hamilelik ya da doğum sırasında ölürken, 4 milyon yeni doğan bebek de yaşamını yitiriyor. Neden?
Hepimizin görmezden geldiği doğuştan özürlüler. Görme, işitme, yürüme, zihinsel… v.b. Bunlar mükemmel yaratıcının mı, evrimin mi yoksa başka Tanrı’ nın çocukları mı?
Ya bu kadar sakat kimin ürünü? Araştırma sonuçlarına göre, özürlü olan nüfusun toplam nüfus içindeki oranı %12.29’dur. Buna göre ülkemizde 8.431.937 kişi özürlü olarak yaşamlarını sürdürmektedir. Dünya üzerinde ise bir milyara yakın özürlü insan bulunmaktadır.
(Not: Evrim süreci ve bilmselliği vede bilinen kurallar dahilinde hata kabul etmektedir. Ama Tanrısallık ve Tanrıdan gelen mükemmeldir. Evrim hata affetmez. Evrimde hatanın sonucu zayıflık, sakatlık olarak ortaya çıkar. Tanrının hata yapması söz konusu değildir) Takrar aynı soru bunlar kimin çocuklarıdır?
Sadece ülkemizde ki o görmezden geldiğimiz sakatlara ait bilimsel veriler aşağıda ki gibidir.
Araştırmalara göre, zeka geriliğinin yaygınlığı %1 olarak bildirilmektedir. Erkeklerde kızlardan daha sık gözlenir. Hafif derecede zeka geriliklerinin toplumda görülme oranı %2-3 iken orta ve ağır derecedekilerin oranı % 0,3 tür. Yani dünya da Türkiye nüfüsünun 5 katı zihinsel özürlü toplumda bilinen adıyla DELİ vardır. Kendi başlarına iş göremezlerdir.
Evrimi reddedenler açısından bana göre onların mükemmel yaratıcısı tezleri karşısında bütün bunlar başka Tanrı nın çocuklarıdır. Ve ben şu an onlar için ağlıyorum. Sebebi ise Evrim değil iddia edilen İlahi adalettir…
antidin tarafından yazıldı 
antidin tarafından yazıldı